Makaleler

Kumar Bağımlılığı

Bağımlılık denince, akla genellikle sigara, alkol veya madde gelmektedir. Dışarıdan bir madde alımı olmadan davranışlarımızın bağımlılığa yol açabileceğini pek düşünmeyiz. Ancak beyin işlevleri üzerine yapılan çalışmalar bize bunun aksini göstermektedir. Kumar bağımlılığı da, tıpkı diğer bağımlılık yapıcı maddeler gibi, beyinde belli kimyasal salınımlara yol açmaktadır.

 

Basit bir eğlence olarak başlayan kumar oynama davranışı zamanla kişinin kontrol edemediği boyutlara ulaşabilir ve bağımlılık yapar. Kumar oynayan bireyde para kazanmak gibi olumlu bir beklenti vardır. Bu beklenti doğrultusunda kişi yoğun bir heyecan yaşar ve beklentisini gerçekleştirmek için risk alır. Bu duygu ve düşünceler beyinde VTA merkezini tetikleyerek dopamin salınımını tetikler. Salınan dopamin, kişinin haz ve rahatlama duygularını yaşamasını sağlar. Kumar davranışı ve bu olumlu duyguları birbirine şartlanır ve beyin, kumar davranışı ve dopamin salınımını birbiriyle ilişkilendirir. Stres, sıkıntı, mutsuzluk durumlarında, beynimizde dopamin ihtiyacı artar. Kişide de haz, heyecan ve rahatlama duygularını yaşama arzusu yükselir. Kumar oynama davranışı ile ilgili şartlanma devreye girer ve buna kumar oynanamadığında hissedilen huzursuzluk duygusu eklenir. Böylece kişi, bağımlılığa giden bir kısır döngünün içerisine girer.

 

Kumar bağımlısı bir birey, dürtü denetimini sağlayamamaktadır. Dürtü kontrol bozukluğu, bireyin dürtülerini gerçekleştirmek için yoğun bir istek duyması ve bu isteği erteleyememe veya bu dürtüye karşı koyamaması durumudur. Kontrolü kaybeden kişi dürtülerinin kontrolüne girer, sonradan pişman olacağı davranışlara iradesini kaybetmişçesine girer.

Kumar bağımlılığına, birçok psikiyatrik rahatsızlığın eşlik ettiği görülmektedir. Bunların başında alkol ve madde bağımlılığı gelmektedir. Majör depresyon, iki uçlu duygu durum bozukluğu, anksiyete bozuklukları, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite bozukluğu, narsistik ve antisosyal kişilik bozuklukları gibi psikiyatrik bozuklukların, kumar bağımlılığına eşlik ettiği veya kumar bağımlıların hayatlarının bir döneminde bu rahatsızlıklara sahip oldukları sıklıkla görülmektedir.

Nüfusun yaklaşık %1-3′ünün kumar bağımlılığı tanı kriterlerine uyduğu bilinmektedir. Kumar bağımlılığı, psikiyatrik rahatsızlığı olan hastalar arasında %6, alkol veya madde bağımlılığı olan hastalar arasında ise %8-25 oranlarında görülmektedir.

Kendinizin ya da yakınınızın kumar bağımlısı olduğunu nasıl anlarsınız?

1- Günün önemli bir kısmı kumar oynayarak ya da oynayacağı zamanı düşünerek/planlayarak geçiyorsa,

2- Günlük hayatta karşılaştığı sorunlardan kaçış olarak kumar oynamayı tercih ediyorsa,

3- Kumar oynayamadığı zamanlarda huzursuzluk, gerginlik ya da keyifsizlik gibi duygular yaşıyorsa,

4- Kumar oynarken kaybettiklerini kazanmak için tekrar kumar oynamayı tercih ediyorsa,

5- Kumar oynadığı zamanlar ya da harcadığı para hakkında yalan söylüyorsa,

6- “Artık oynamayacağım” deyip tekrar kendini oynamaktan alıkoyamadığı başarısız bırakma girişimleri sıklıkla varsa,

7- Kumar oynamak için gerekli parayı ya da kaybettiği parayı telefi etmekte yasal olmayan yollardan elde etme şekilleri varsa,

8- Kumar oynaması sebebiyle kişiler arası ilişkilerinde sorun yaşıyorsa ve buna rağmen devam ediyorsa, kumar bağımlılığından şüphelenilmelidir.

Siz ya da bir yakınınız yukarıdaki maddelerden 3 ya da fazlasına sahipse, bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz.

Tedavi:

Kumar bağımlılığı tedavisi, diğer bağımlılıkların tedavisine benzer bir seyir izlemektedir. Öncelikle kişiye bağımlılığı ile ilgili farkındalık geliştirmek hedeflenir. Bu noktada kişinin yanlış inançları, bilişsel çarpıtmaları ile çalışılır. Kişiye kumar oynama davranışı ile ilgili zarar algısı kazandırılır ve kumarı bırakmaya yönelik motivasyonu arttırılır. Sonrasında bağımlılığını kabul etmiş ve bırakmak isteyen birey ile kumar oynama nedenleri, kumar oynama ile ilgili olumlu beklentileri belirlenerek, bunlara yönelik yeni baş etme mekanizmaları geliştirilmeye yönelik çalışılır. Riskli durumları belirlenerek, nüks etmenin önüne geçmeye çalışılır.

Aile desteği tedavinin önemli bir parçasıdır. Özellikle tedavinin ilk dönemlerinde, davranışı engellemeye yönelik “iç” durdurucuları yeterince güçlenmemiş olan bireyin, uygun tutum ve yöntemlerle “dış” durdurucuların desteğine ihtiyacı vardır.

bayder

bayder

Yorum Yok

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir