Bağımlılık ile Kompülsif Davranış Aynı Şey mi?
Bağımlılık, kişinin bir maddeyi sürekli tüketme ya da bir davranışı sürekli yapma ihtiyacı hissetmesi ve bu ihtiyaca karşı koyamamasıdır. Bağımlılık, kompülsif (zorunlu) davranışlardan farklıdır: kompülsif bir eylemin öncesinde genellikle kişiyi harekete geçiren saplantılı, müdahaleci düşünceler bulunurken, bağımlılığın oluşmasına takıntılı düşünceler değil alışkanlıklar öncülük eder. Her iki alanda da sorun yaşayan kişilerin bir uzman terapistle görüşmesi önerilir.
Kompülsif davranışlar arasında kumar oynama, madde bağımlılığı, cinsel bağımlılıklar, sınırsız alışveriş, istifleme, aşırı egzersiz, internette oyun oynama ve yeme sorunları sayılabilir. Herhangi bir zorlayıcı davranış kontrol edilemediğinde bağımlılığa dönüşür ve kişinin sosyal, akademik ve mesleki hayatını sürdürmesini güçleştirir.
Bir Davranış Ne Zaman Bağımlılıktır?
Bir davranışın bağımlılık olup olmadığını anlamak için, o eylemin faydalarını ve onu çevreleyen duygu ve düşünceleri değerlendirmek gerekir. Tutkuyla yapılan bir hobi ile zorlayıcı bir davranış arasındaki çizgi her zaman net değildir. Belirleyici ölçüt şudur: eğer bir davranışın ardından sıkıntı, utanç ve suçluluk hissediliyorsa ya da o davranış gerçekleşmediğinde kaygı yaşanıyorsa, bu bir bağımlılık veya kompülsif davranıştır.
Kompülsif Davranış Belirtileri
- Davranışın gizlenmesi
- Sorunun inkâr edilmesi
- Davranışı durduramama
- Davranış etrafında dönen haz duygusunun zamanla endişe, karışıklık ve utanca dönüşmesi
- Diğer etkinliklerden çekilme veya onlardan zevk alamama
- Davranışın durdurulmasına müdahale edileceği korkusu
Bağımlılığın Altında Yatan Nedenler
Bağımlılıklar ve kompülsif davranışlar tipik olarak depresyon gibi temel bir psikolojik sorunun sonucu olarak ortaya çıkar. Bağımlılık yapıcı bir davranış, stresi veya kaygıyı geçici olarak bastırabilir. Bu davranışlar, uyuşturucu bağımlılığı olan birinin beyninde belirli maddelerin uyardığı aynı nörolojik bölgeleri tetikler; bu ödüllendirme mekanizması da davranışı daha çekici ve bağımlılık yapıcı hâle getirir.
Ciddi ruh sağlığı sorunları olan kişilerde dürtü kontrolü zayıf olabilir; bu da kompülsif davranışı bırakmayı zorlaştırır.
Bağımlılığın Aileler Üzerindeki Etkisi
California’da bağımlılık ve kompülsif davranışlar üzerine çalışan uzman Darren Haber, bağımlılığın acımasız, duygusal olarak yıkıcı ve özünde bir aile sorunu olduğunu; çoğu zaman hafife alındığını, ancak bir dalga etkisi yaratarak depresyon, öfke ve terk edilmişlik duygusuyla sonuçlandığını ifade eder.
Ailede bağımlı bir birey olduğunda, diğer aile üyelerinin günlük rutinleri sık sık aksar ve stres düzeyleri yükselir. Ebeveynlerden birinin bağımlılığı, çocukların stres ve kaygıyla baş edememesine yol açar. Bu sorun tedavi edilmediğinde hem çocuklarda hem yetişkinlerde travmatik etkiler bırakır. Bağımlı ebeveynlerle büyüyen çocukların depresyona, kaygı bozukluklarına ve ilişki sorunlarına yatkınlığı diğer bireylere göre daha yüksektir; aynı zamanda kendileri de bağımlılık geliştirebilir.
Bağımlılığın ve Kompülsif Davranışların Tedavisi
Kompülsif davranışlar ve bağımlılıklar, çoğu zaman kişinin hayatında eksik olan duyguların yerini doldurur. Psikoterapi, rahatsız edici duyguları ve sıkıntı kaynaklarını ortaya çıkarıp onları değiştirmeye yardımcı olur. Bağımlılığın altında yatan nedenler (travma, stres, istismar gibi) ele alınmadıkça kalıcı bir gelişme kaydetmek mümkün değildir.
Bir terapistle çalışmak, kompülsif davranışları ve bağımlılığı yönetmenin en etkili yollarından biridir. Örneğin travma sonrası stresini azaltmak için madde kullanan bir kişi, hem travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tedavisinden hem de madde bağımlılığı tedavisinden yararlanabilir; üstelik TSSB tedavisi bağımlılığın tedavisine de önemli ölçüde katkı sağlar. Grup terapisi de tedavi sürecini kolaylaştıran etkili bir yöntemdir.
BAYDER olarak bağımlılığa bütüncül yaklaşıyor; bireysel ve grup çalışmalarıyla, ücretsiz ve ilaçsız destek sunuyoruz. Yardım almak için bize ulaşabilirsiniz.