Bu yazı, İstanbul’da yaşayan bir okurumuzun bizzat tanık olduğu bir olayı bizimle paylaşması üzerine hazırlanmıştır. Bağımlılığın bir ailenin kapısını nasıl çaldığını ve umudun nasıl yeniden filizlenebileceğini anlatan bu tanıklığı, özellikle anne ve babaların okumasını rica ediyoruz.
Bir Sabah Namazının Sıra Dışı Misafiri
1 Aralık 2019 Pazar sabahı, her ay farklı bir ilçede düzenlenen sabah namazı buluşmaları kapsamında Sarıyer Tarabya Camii’ndeydik. Kur’an tilavetiyle, sohbetle ve duayla taçlandırılan programın sıra dışı bir konuğu vardı. Sunucu konuğu anons ettiğinde cemaat şaşırdı: kürsüye davet edilen kişi, 33 yaşında ve 17 yılını bağımlı olarak geçirmiş Fatih isimli bir gençti.
Fatih, selam vererek başladı konuşmasına. Nasıl bağımlı olduğunu, yol boyunca neler yaşadığını anlattı. Anne ve babasının vefatını fark edemediğini, evlendiğini ama eşinin iki çocuğunu alıp kendisini terk ettiğini, okuduğu Elektronik Mühendisliği bölümünden atıldığını, iki buçuk yıl sokakta yaşadığını paylaştı.
Umudu Diri Tutan Bir Söz
İntiharı çok düşündüğünü, ancak annesinin çocukluğunda soba başında söylediği bir sözün her seferinde aklına geldiğini anlattı. Bu söz onu durdurmuştu. Cemaatin gözleri, o anlattıkça daha da büyüdü.
“Aranızda benim gibi 17 yılını bağımlı geçirmiş 20 arkadaşım var” dediğinde, herkes biraz şaşkın, biraz ürkek çevresine bakındı. Ama kimse o gençleri ayırt edemedi; çünkü hepsi namaza gelmişti ve aynı manevi iklimi paylaşıyordu.
“Ölecekse de burada ölsün, biz sahip çıkarız”
Fatih’in dönüm noktası, ışıklarda bekleyen araçlardan para isterken yaşandı. Eski bir arkadaşının annesi onu tanıdı ve yardım etmek istedi. Götürüldüğü hiçbir hastane onu kabul etmedi; 1.90 boyundaki Fatih 40 kilograma düşmüştü. Sonunda Bağımsız Yaşam Derneği (BAYDER) kapılarını açtı.
Fatih o günü şöyle anlatıyor: “Orada olmanın benim için çok büyük anlamları vardı. Birincisi, çatısı olan bir yerde yatacaktım. İkincisi, karnımı sıcak bir aşla doyuracaktım. Üçüncüsü, banyo yapabilecektim. Bunların bizim için ne anlama geldiğini tahmin edemezsiniz.” Tedavi süreci iyi geçti; Fatih bağımlılıktan kurtuldu ve bugün aynı derneğin gönüllüsü olarak yenilenme merkezinde görev alıyor.
Her Birinin Ayrı Bir Hikâyesi Var
Namazın ardından o gençlerle bir araya geldik. Kimi Kur’an kursu görmüş, kimi hafız; kimi İstanbul’dan, kimi Anadolu’dan, kimi yurt dışından gelmiş. Aralarında ressam, elektronik teknisyeni, kuaför, avukat kâtibi vardı. Hikâyeler dinlendikçe insan derin bir sessizliğe gömülüyordu.
Anlatılanların ortak bir noktası vardı: aileler durumdan haberdar olduğunda çoğu zaman üç dört yıl geçmiş oluyordu. Bu konudaki en büyük yanılgı, ebeveynler için “benim çocuğum yapmaz”, kullananlar içinse “istediğim zaman bırakırım” cümlesiydi.
“Sokakta para isteyen biri gelirse ne yapmalıyız?”
Dinleyicilerden biri bu soruyu sordu. Verilen cevap nettir: Asla para vermeyin; çünkü o para büyük olasılıkla maddeye gidecektir. Bunun yerine karnını doyurun, temizlenebileceği bir yer gösterin, ihtiyacı olan kıyafeti alın — ama para vermeyin. Yardımın doğru biçimi, kişiyi bağımlılığa geri itmeyen yardımdır.
“Bir Köpek Beni Sahiplendi”
Sözü 38 yaşındaki Yücel Kuran aldı: “Her şeyimi kaybettim. 19 minibüsüm, onlarca çalışanım vardı; şimdi hiçbir şeyim yok. Üç yıl sokaklarda yaşadım. Sokakta yaşayanları sokak köpekleri sahiplenir derler; beni de bir köpek sahiplendi. Kendim için bir şey istemek izzetinefsime dokunuyordu; köpeğe diye aldığım yemek artıklarını onunla paylaşıyordum.”
Kuran’ın cemaate sözü, yazının belki de en sarsıcı kısmıydı: “Şimdi bizi dikkatle dinliyor, üzülüyorsunuz. Ama buradan çıkınca ne olacak? Unutup hayatınıza devam edeceksiniz. Bir şeyler yapın. Bizler şükür ki elimizden tutan birini bulduk. Ya bulamayanlar, ya hâlâ dışarıda olanlar?”
Neden Hepimizin Sorumluluğu?
Uyuşturucu, yalnızca bir bireyin değil, bir toplumun meselesidir. Terör örgütlerinin en önemli finans kaynaklarından biri olduğu bilinen bu zehir, geleceğimiz olan çocuklarımızın üzerine kurulan en büyük tuzaktır. Bu yüzden farkındalık, “benim çocuğum yapmaz” demeden başlar.
Bu hikâyeyi bizimle paylaşan okurumuza teşekkür ediyoruz. BAYDER olarak inancımız şudur: hiçbir hayat, üzeri çizilecek kadar değersiz değildir. Bağımlılıkla mücadelede yalnız değilsiniz — ücretsiz ve ilaçsız destek için bize ulaşabilirsiniz.
Kaynak: İnternet Haber